Monthly Archives: September 2015

Hoşçakalın Blogu

Geldik bir 4 haftanın daha sonuna 🙁

20150906_134311_HDRBugun son dersimizi tamamladık. Son hafta olmasından mı, havanın kapalı olmasından mı kaynaklı bilinmez sınıf pek bir sessizdi bugun. Son haftaya 2 fire vererek girmiştik ve bugün 3 kişi toplamda eksiktik. Pek sessiz geçti son dersimiz. Kitabın hepsini bitiremedik ne yazıkki ama Laura iyi öğrenmenin hızlı gitmekten daha iyi kanısında ki hepimiz öyleyiz. Öğrendiğimiz bilgileri henüz sindiremeden yeni yeni ekleyince geçen haftalarda da gördüğünüz üzere kafalar biraz yanıyor, mavi ekran veriyoruz 🙂

Çıkışta her ne kadar hep birlikte bir şeyler içelim desekte herkesin ayrı bir işi olması nedeniyle 3 kişi gidebildik 🙂 Kursun sonunda gerçekten güzel arkadaşlıkların yanımıza kalan en güzel şeylerden biri olduğunu anlıyor ve bu güzel arkadaşlıkların hiç bitmemesini temenni ediyorum 🙂

(Ayrıca söylemeyi unuttum kursun bitiminde ücretsiz olarak katılım belgesi veriyorlar. Ancak notlu bir sertifika istiyorsanız 4 avro karşılığında ofisten alıyorsunuz.)

Kursun bitmesinin ardın bende son haftama girmiş bulunuyorum. Hem özlemle yanarken hem de hiç gitmek istemiyorum. Burada, Viyana’da geçirdiğim iki ay boyunca bir çok şeye şahitlik etme fırsatım oldu ve gerçekten harika vakit geçirdim. (Almanca’nın çok fazla zorladığını saymazsak :P)

Elimden geldiğince gittiklerimi, gördüklerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım. Umarım ki bir yerlerde birilerinin işine yarar 🙂

Benzer bir maceraya atılacak arkadaşlara iyi şanslar diliyorum 🙂 Kendinize iyi bakın.

Hoşçakalın <3

Basit cümleler

Gelelim biraz da Almanca da neler oluyor bakmaya:)

birdwatching_birdwatching.250pxHem tekrar niyetine hem de daha önce değinmediğim için basit cümlelerden biraz bahsedeyim bugün. Merhaba demek için ; Hallo! Guten Tag! Grüß Gott! Servus! , görüşürüz demek için Auf Wiedersehen! Tschüs! Bisd bald! Bis dann! vs kullanılıyor.

En başta öğrendiğimiz tanışma faslı Almanca’da şöyle işliyor;

Wie heißt du? = Wer bist du ? = İsmin ne ?

Ich bin Melis = Ich heiße Melis = Mein name ist Melis = Beim adım Melis.

Woher kommst du? (informal) = Wie heißen Sie (formal) = Nerelisin ?

Ich komme aus der Türkei = Türkiye’den geliyorum ya da Türkiyeliyim.

Wo wohnst du ? (informal ) = Wo wohnen Sie ? (formal) = Nerede yaşıyorsun ?

Ich bin seit 5 Monaten in Wien = 5 aydır Viyana’dayım.

Was bist du von Beruf ?(informal ) = Was sind Sie von Beruf ? (formal )

Wer bist du ? (informal ) = Wer sind Sie ? (formal )

Wie geht es dir ? (informal) = Wie geht es Ihnen ? (formal ) = Nasılsın ?

Wie geht’s ? kısa versiyosunu. Türkçe’de naber olarak düşünebiliriz.

Mir geht es gut / Sehr gut / Super / Prima / Toll  (gayet iyi, çok iyi )

Es geht (şöyle böyle )

Mir geht es schlecht. / Mir geht es night gut (iyi değilim )

Almanca ne yazıkki öyle kolay ögrenilmiyomuş. Bazı kalıpları ezberlersek daha iyi ilerleyebileceğimizi duşünüyorum. En azından basit girişi bilmekte fayda var.

Görüşmek üzere 🙂

Buz Mağarası – Eisriesenwelt Werfen

Salzburg’dan herkese günaydınlar efenim 🙂

Bir kaçamak yapalım dedik, kendimizi burda bulduk 🙂 Westbahn ile 2 saat 30 dakika sonra 20150908_171254_HDRSalzburg’a ulaştık. Bileti trende de 25 Avro karşılığında satın alabilirsiniz. Biz bu sefer Buz Magarasına gitmek için geldik Salzburga. Eisriesenwelt Werfen – Größte Eishöhle der Welt’ diye geçiyor ismi. Salzburg tren istasyonundan yine trenle (8 Avro kişi başı ) buz mağrasının olduğu dağın istasyona gittik. Biraz uzun bir yolculuk oluyor maalesef ama gidip görmeye değer. İstasyonun hemen yanından dağa kalkan bir otobus geçiyor. Saatleri durağın üstünde duran kağıtta yazıyor. Dağın da bir kısmını geçtikten sonra gişelerden hem turu hemde teleferik ile tepeye ulaşımı sağlayan bileti satın aldık. yaklasık 25 dk lık bir yürüyüşün ardından mağaranın olduğu yere vardık. İngilizce ve Almanca olmak üzere iki ayrı tur düzenliyorlar. Girişte ellerimize gaz lambası verdiler. İçeriye girmeden önce sıkı sıkı giyindik. İçerideki sıcaklık ile dışarıdaki sıcaklık farklı olduğu zaman mağaranın kapısı çok güçlü bir voooov sesi ile açılıyormuş ama ne yazıkki şansımıza sıcaklık aynı olduğu için biz bunu göremedik. 1000 merdiveni ilk aşamada toplamda 3000 merdiveni indik-çıktık. Bacaklar zangır zangır titriyordu turun sonuna doğru. Neyseciğime 27 dklık bu turda ilerledikçe daha da soğudu içerisi. Keşfini yapan kişi orayı keşfedebilmek için buz gibi suda yüzmek zorunda kalmış. Ve bizim 27 dkda gittiğimiz yolu 6 saatte anca gelebilmiş.

Gidip görmeye değer. Şimdiden iyi eğlenceler 🙂

Enfes lezzet Sturm !

Eveeet, gelelim fasulyenin faydalarına 😛

Sizleri bizim tatlı Tütkiye’mizde maalesef ki bulamayacağımız enfes bir lezzetle tanıştırmak istiyorum 🙂 Sturm!

IMG_20150908_002538Sturm, yeni fermente edilmiş üzüm suyundan üretilen bir şarap. Aslında şarabın, şarap olmadan önceki versiyonu desek daha anlaşılır olabilir. Eylül ortalarında %4 alkol oranına sahip bu içecek, fermantasyon devam ettiğinden dolayı Ekim sonlarına doğru %10 alkol oranına ulaşır. Sturm’un Fermantasyon sürecinden dolayı, içecek sürekli gaz çıkarır ve bu nedenle şişelerin kapakları kapatılmaz. Jelatin tarzı yumuşak şeylerle ağzı sadece örtülür. Marketlerde buzdolabında 1-2 litrelik şişelerde bulabilirsiniz. Ama satın aldığınızda kapağın açık olduğu gerçeğini unutmamak lazım. Zira taşımak zor, eve gidene kadar şişeyi dik ve çalkalamadan tutmanız lazım..

Beyaz Sturm (weiß Sturm), kırmızı Sturm (Rot Sturm) ve Schilcher Sturm (Sadece Avusturyanın Steiermark eyaletinin batısında yetişen Wildbacher üzümünden yapılır) olmak üzere 3 farklı çeşidi bulunmaktadır. Ben sadece beyaz ve kırmızı olanı deneyebildim. Karşılaştıracak olursak kırmızı sturm beyaz sturma göre daha tatlı. İçimi oldukça rahat ve kesinlikle tadına bayıldım. Eğer çok şekerli gelirse biraz su katıp seyreltebilirsiniz.

Yalnız Sturm sadece Eylül ortasından Ekim sonuna kadar mevsimlik olarak üretiliyor ne yazıkki. ‘Sturmzeit!!’ ‘Sturm’ yazılarını neredeyse her restoranın girişinde sadece bu zamamlarda görebilirsiniz. Ayrıca sanırım Çek Cumhuriyeti, Almanya’nın bazı şehirlerinde ve Slovakya’da da bulabilmek mümkünmüş. O zaman bize de bu enfes lezzetin tadını doyasıya çıkarmak düşsün 🙂

Günlerden ‘Huzur’

Bugün günlerden huzur.

IMG_20150719_144938Çantamı, kitabımı, meyvemi alır huzura böyle koşarım. Hava mis Predigtsthul’da biraz yukarda kalan bir otelin bahçesine sere serpile yatıp keyif yapmaktır aslında hayat gayem 😛 Gerçekten öyle güzel bir gündü ki söyleye söyleye bitiremedim 🙂

Bugun biraz ilk seviye ( A1.1) kurstan öğrendiklerimi tekrar etmek istedim. Malumunuz dil çok nankör, bakmayınca uçup gidiyor. Basit olarak sayılardan bahsedeyim biraz.

1(eine), 2(zwei), 3(drei)…… 10(zehn), 11(elf), 12(zwölf)’den sonra onlar basamağı zehn ile devam ediyor. Yani 13(dreizehn), 17(ziebzehn) Türkçe’den farklı olarak biz 14 için on dört diyorsak onlar dört on diyorlar 🙂 Sayıları söylerken hep daha fazla zamana ihtiyacım oluyor. Ayrıca onlar basamağından sonra da aralara ‘und(ve)’ ekliyorlar. Örnek verecek olursak;

43(dreiundvierzig), 100(hundert) vs.

Gel gelelim 1. 2. 3. demeye ;

1’den 19’a kadar 2 tane özel durum dışında -te ekleniyor sayının sonuna. Örneğin;

1. der erste (1. özel durum), 2. zweite, 3. dritte (2. özel durum), …. der neunte

20’den sonra ise -ste

20. der zwanzigste, 21. der einundzwanzigste

Sayıları düzgün bir şekilde öğrendikten sonra bu kısım pek zor değil. Türkçe’ye biraz mantık olarak ters olsa da zamanla olur diye umuyorum.

Hepimize kolay gelsin, görüşmek üzereee 🙂

Smoothie’siz sabahlar olmasın

Smoothie’siz sabahlar olmasın 😛 Bir süredir ciddi anlamda kafayı bozduğum smoothie erkek arkadaşımın gerçekten güçlü bir makine satın almasıyla biraz boyut değiştirdi. İyi mi desem kötü mü desem bilemiyorum 😛 Bulduğu hemen hemen herşeyi koyuyor içine. Gerçi sağlıklı olması yönünden gayet iyi ama smoothie deyince keyif almak istiyor insan 🙂

Cihaz ‘Powersmoother vital energy’ . Makina gerçekten çok güçlü ancak iki olumsuz yanını sizlerle paylaşmak istiyorum. Birincisi çok güçlü ve hızlı olduğu için smoothie’yi ısıtıyor. ikincisi ise bir fabrika havasında aşırı yüksek seste çalışması. Onun dışında havucu attığınızda bile ağzınıza gelmeyecek kadar çok küçültebiliyor.

20150813_104655_HDRSanırım bu yazımda baya bi gevezeliğim tuttu 🙂 Her sabah kursa koca bir şişe smoothie ile gidince arkadaşlarım merak edip içindekileri sordular. Görünüş itibariyle pek hoş olmayışından dolayı önyargılarını kırmak için tadını denetmeyi tercih ettim. Sonuç karşısında gerçekten herkes oldukça şaşırdı ve ısrarla tarifini istediler. Bende bir kez daha burdan sizlerle paylaşmak istiyorum 😛 😀

Green Smoothie <3 benim favorim.

Ispanak, muz, elma, armut, yulaf, dilediğiniz kuru meyve ve kuru yemişler son olarakta biraz pekmez ya da hurma tercih edebilirsiniz. Ben genellikle sütle tercih ediyorum ama uzun süre (gün boyu ) dayanması için su ile de yapabilirsiniz 🙂 Hem sağlıklı hem de yulaf dolayısıyla tok tutucu etkisi var. Ayrıca da inanılmaz lezzetli 🙂 Afiyet olsun 🙂

Dipnot: resimde gördüğünüz smoothie ile bizim green smoothie’nin pek bir bağlantısı yoktur 🙂 Görsel amaçlı paylaşılmıştır 🙂

 

Günübirlik Gidilebilecek Yerler

Birazda Viyana’dan günübirlik nerelere gidilir onlara bakalım.

Avusturya, Almanya, İsviçre, İtalya, Slovenya, Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyetine komşu bir ülkedir. Schengen vizesi ile bu ülkelerin tümüne gidebilirsiniz. Viyana- Bruno, Viyana- Bratislava hem benim daha önce yapmış olduğum hemde günübirlik gidilebilecek uzaklığa sahiptir. Ya da Salzburg veya Graz gibi Avusturya’nın diğer şehirlerini ziyaret edebilirsiniz.

Yeşili seviyorsanız eğer Salzburg tam size göre. Alp Dağları’nın eteğinde yemyeşil bir doğaya sahip Salzburg’a aşık olabilirsiniz. Çok büyük bir şehir olmadığı için uzun kalmaya pek elverişli bulmuyorum ben. Ama eğer kafa dinlemelik bir yer arıyorsanız tam da ideal yerdesiniz.

Salzach nehrinin kenarında yer alan bu kent, adını buranın ilk sakinlerinin hayatını kazandıkları zengin tuz çökeltilerinin almıştır. (Salz=tuz) Mozart‘ın doğum yeri olan kent, her yıl düzenlenmekte olan Salzburg Festivali ile binlerce klasik müzik hayranını kendisine çekmektedir. Ben bu festivale denk gelemedim ne yazıkki ama Mozart’ın yaşadığı evi, büyüdüğü yerleri görme fırsatım oldu. Eğer ilginizi çekerse çeşitli müzeleri de ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca Viyana’da her yerde gördüğümüz o meşhuuuur Mozart çikolatası aslında gerçek olan değil. Mozart çikolatası ilk olDSC_7881arak Salzburg’da başlıyor ve asıl orijinal versiyonu sadece Salzburg’da var. Her şey el yapımı. Bir çok kere bu dükkanı büyütüp bayiliklerini almak isteyenler olsa da bu teklifi kabul etmiyorlar. Ve çok az yerde bulabileceğimiz hoş bir lezzetten bizi biraz mahrum bırakıyorlar 😛

İyi gezmeler efendim 🙂

Karşılaştırma (Komparativ)

Eveeet, çok gezdik tozduk biraz ders çalışalım değil mi 😛 Bugünkü dersimizde Komparativleri(gut, gern, viel) yani Sıfatların süperlativ yapılmasında kuvvetlendirme ve sınırlandırmalarını gördük.Kısaca açıklayacak olursak,

Positiv (+)                                                Komparativ(++)                                              Superlativ(+++)

(good)                                                       (better)                                                              (best)

gut (good)                                                 besser                                                                am besten

gern (like)                                                  lieber                                                                 am liebsten

viel (a lot)                                                  mehr                                                                  am meisten

schön (beautiful)                                      schöner                                                             am schönsten

lustig (funny)                                            lustiger                                                               am lustigsten

klug                                                           klüger                                                                 am klügsten

20150901_182455_HDRPositiv durumdaki sıfatlar komperativ ve superlative geçerçen değişime uğrayabiliyor,

a—ä  alt — älter — ältesten

o—ö groß — größer — am größten

u—ü kurz — kürzer— am kürzesten

Welches T-Shirt findest du am schönsten? (Hangi t-shirt en güzeli ?)

Das hier. Und du?

Mir gefällt das besser. (Bunu daha çok beğendim.) Die Farben sind schöner.

Ayrıca bunlara ek olarak total / richtig / wahnsinning kelimeleri anlamı güçlendirmek için kullanabiliriz. Örnek verecek olursak;

Das ist lustig! (+) (Bu komik)

Das ist total / richtig / wahnsinning lustig! (+++) (Bu gerçekten çok komik )

Karşılaştırma yapacak olursak (Vergleiche)

Julia mag Rot genauso gern wie Blau. (Julia kırmızı ve maviyi eşit miktarda seviyor. )

Julia mag Grün lieber als orange. (Julia yeşili turuncudan daha çok seviyor. )

Lieber als — more than, better than, daha çok

Genauso gern wie — the same, eşit miktarda

Eveeeet, umarım canınızı sıkmamışımdır ama bu konu biraz daha basit olduğu için ben baya eğlenmiştim. Umarım sizin içinde öyle olmuştur 🙂

Görüşmek üzeree 🙂

Gidilebilecek Yüzme Havuzları

Viyana’da deniz yok ama nehir var. Herkeste baya baya yüzüyor. Ben ilk duyduğumda çok IMG_20150717_204631şaşırmıştım. Daha önce hiç nehirde de yüzmemiştim, bir ilk oldu benim için. Yüzmek için gittiğimiz birkaç yerden bahsedeceğim size. Gansehaufel şehir merkezinin biraz dışında sadece havuzlu bir mekan. Yalnız yapımı çok eskilere dayanıyor. Kullanılan dolaplar ilk yapıldığı zamandan kalma. Oldukça hoş bir yer. Üstelik halka açık havuzlar gibi yüzecek yer bulamıyor da değil insan 🙂 Fiyatı diğer havuzlara göre biraz tuzlu maalesef ama sıkış tıkış yüzmekten daha iyi diye düşünüyorum 🙂

 

İkinci olarak hem Tuna’ya kıyısı olup hem de havuzu olan Strandbad Klosterneuburg ‘den bahsetmek istiyorum.IMG_20150725_122321 Viyana’nın biraz dışında kalsa da oldukça keyifli bir yer. Çeşitli aktiviteler yapmakta mümkün. Su bisikleti, deniz maçı vs gibi. Yalnız suyun dibi çamur. Yani ben baya huylu bir insanım bu konuda belki o yüzden belki alışık olmadığım için bana çok tuhaf geldi. Hatta basmamak için baya çaba sarfettim. Giriş ücreti de 2,5 Avro kişi başı. Yani saat 3’ten sonra. Gün boyu gitmek için internetten kontrol edebilirsiniz fiyatları.

 

Üçüncü olarak ta Schafbergbad baya büyük çeşit çeşit IMG_20150814_192903havuzları olan bu mekan gerçekten oldukça kalabalık. Tuna ile herhangi bir bağlantısı yok maalesef. Yalnız kocaman bir kaydırak için sıra bekleyen onlarca insan görmek çok mümkün. Havuz temizdi. Çok büyük ve kalabalık olması beni ilk başta ürkütmüştü ama havuza girince rahatladım. Oldukça fazla Türk vardı 🙂 Giriş fiyatı da uygun. 4 Avro kişi başı saat 3’ten sonra 🙂

Nerede Yemeli

Gelelim restoranların güzellerine, favori olanlarına 🙂

Daha önceden de bahsetmiş olduğum Gasthaus am Predigtstuhl 1 numara da yer alıyor. 20150823_143452_HDR-(1)Avustuya Mutfağı’ndan oldukça geniş yelpazeye sahip bu restoran Arap Mutfağı’ndan da bize çeşit sağlıyor. Ayrıca menülerinde bulunan bir çok yemeğin vegan versiyonuna da ulaşmak mümkün. Hatta ve hatta ayrıca bir vegan menüleri de bulunuyor. Yemeklerin ev yapımı olması en büyük artısı. Restoran oldukça şirin, bir ev sıcaklığında hissettiriyor 🙂 www.gasthaus-am-predigtstuhl.at adresinden yol tarifi alabilir ve menüye göz atabilirsiniz. Fiyatlar da oldukça uygun, sarsılmadan doymak için ideal bir yer 🙂

Şimdiden afiyet olsun efenim 🙂

İkinci favori mekanıma gelecek olursak: Welt CafeIMG_20150720_161228

Welt Almanca’da dünya demek. Adına yakışır bir hareket olarak her ay farklı bir ülkeyi ele
alıyorlar. Bu ay Kuba idi konu. Gel gelelim burda yemiş olduğum ‘Rote-Rüben-Gnocci mit Spinatsauce’ a aşık olmuş olabilirim. Eğer olurda yolunuz düşerse denemeden gitmeyin derim 🙂 Yer olarakta oldukça merkezde Votiv Kilisesinin arka tarafında kalıyor. Fiyatlar da gayet uygun 🙂

IMG_20150828_131803Üçüncü yazacağım restoran çok fazla favorim değilde tanıtım amaçlı daha çok. Deutschakademi’nin hemen yan tarafındaki ana caddeye bakan restoran ‘Restaurant Nihonbashi’ Japon mutfağını ve kültürünü bizlere sunuyor. Yalnız çok ilginç olarak restorana istediğiniz saatlerde gidemiyorsunuz 12:00–14:30, 18:00–22:30 saatleri arasında açık. Birkaç kere gitmeyi denediysek te 3. kere de sonunda saati tutturabildik 🙂 Fiyatlar pek ucuz sayılmaz ama bir kere gitmeye de değer 🙂

Şimdiden afiyet olsun 🙂

Viyana’da Alışveriş

Şimdi gelelim biz kızların en zayıf noktası olan alışverişin Viyana’da bizim için durumuna:)

Bildiğiniz üzere burada Avro geçmesinden ötürü bütçeleri oldukça sarsıcı etkiye sahip. Bir tekstil ülkesi olan Türkiye’den kalkıp burada kıyafet alışverişi yapmak hiçte mantıklı gelmiyor kulağa. Burda aldığın t-shirt’ten IMG_20150722_215610Türkiye’de 3 tane alabileceğini düşününce haksız da sayılmaz. Çok kere Viyana’ya geldim ancak tek bir çöp bile almadan (kıyafet olarak) geri dönmüş biri olarak sizi ‘Primark’ ile tanıştırmak istiyorum 🙂

Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan SCS henüz Türkiye’de bulunmayan Primark’a ev sahipliği yapıyor 🙂 İngiltere merkezli olan Primark hem oldukça güzel ürünlere sahipken fiyatlar da yaklaşık olarak Türkiye fiyatlarıyla yakın hatta bazen daha bile ucuz. Türkiye ile fiyatlar yakınken neden ordan alayım diyebilirsiniz hem dönüşte bir valiz krizi yaşama riski varken. Ancak ürünler gerçekten Türkiye’de sıklılıkla rastladığımızın biraz daha üstünde ve geçekten çok şirin şeyler bulmak mümkün 🙂

Ulaşımın nasıl olduğuna gelirsek, Deutschakademi’nin ya da Opera Binasının çaprazından ‘Badnerbahn’ denen tramvay kalkıyor.  Eğerki haftalık ya da aylık bilet aldıysanız bu trenden bilet SCS’nin olduğu duraktan bir öncesine kadar geçiyor. (Durağın ismini hatırlayamadım maalesef) Duraktan sonra hemen anonslar başlıyor ve bu duraktan sonra bilet almanızı istiyorlar. Sadece bir durak için alınır mı orası size kalsın 😀

UYARI: Aç karna alışverişe gitmeyin, hele ki Primark’a hiç gitmeyin 😛